
Aziz Nesin’in 1961’de roman olarak yazdığı, 1981’de ise Kartal Tibet’in sinemaya uyarlayıp, Kemal Sunal’ın başrolünde harikalar yarattığı şaheser.
Kitabın tam adı Zübük – Kağnı Gölgesindeki İt olarak geçer ve ibretlik bir atasözü ile başlar.
‘’İt, kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış.’’

Uzunca bir zamandır televizyonlarda filmini malumunuz göremezsiniz ama, canlı örneklerini kendimizce yorumlayabiliriz. ‘’Zübük’’ öyle bir eserdir ki, gösterime gerek olmadan bile kendini sürekli hayatımızın içindeki figürlerle taze tutar. Düşünün, Aziz Nesin bu eseri yazalı altmış beş, Kemal Sunal ise beyaz perdeye taşıyalı kırk beş yıl geçmiş. Peki ne değişmiş?
Devam edelim. Kıymetli Aziz Nesin Zübük hakkında ne diyordu?
‘’Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer Zübüğüz. Bizim içimizde Zübüklük olmasa bizlerde birer zübük olmasak aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan Zübüklük birleşip işte başımıza böyle Zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklerimizin bir tek zübükte birleştiğini görünce ona kızıyoruz.’’
Defalarca izledik okuduk ve Zübüğü ayıpladık ama, iğneyi kendimize sanmıyorum ki batırdık.
Evet, usta Nesin’in söylediği gibi ‘’Zübük’’ değil ‘’Zübükler’’ var. Anadolu’ da ‘’Uyanıklık’’ mühim iştir. ‘’İşini bilmek’’ göğüs kabartır. İşini bilmenin ne işi olduğunu az çok anlarsınız. Yahu bu toplumun kabul edilmiş gerçeklerinden birisi örneğin ‘’Torpildir’’ Yapan da yaptıran da kendini büyük iş başarmış gibi arşa çıkartır. Ancak başka bir yerde benzer bir durum ifşa olursa da, kendinin de yaptığı o işi başkası yapınca ayıplar. İşte bu tam olarak ‘’Zübüklük’’ reaksiyonudur.
Ticaretinden siyasetine, kamusundan özeline uzun uzadı burada ‘’Zübük’’ hallerimizi sıralamama gerek yok. Diri tutan örnekleri yaşıyoruz.
Tabi herkesin olduğu gibi benimde kafamda canlanan bir ‘’Zübük’’ figürü var. Bu zübüklerin efendisi partiyi bitirmeye ant içmiş, hep kendini haklı çıkarmaya çalışarak masum pozlarındadır. Filmde olduğu gibi benim Zübük de kendini ikbali için partiyi eritiyor.. Yine filmde olduğu gibi o kadar dolambaçlı işlerin ardından, ihanet adımları ile yüzü de kızarmadan kendini umut olarak pazarlayabiliyor. Yine ne tesadüftür ki filmde olduğu gibi ‘’Mağdur’’ politikasını iyi biliyor ama, atladığı noktalar var zaman içinde öğrenecektir.
Benim Zübüklerin efendisi aynı zamanda tam bir erkenci kuş değil . Dereyi görmeden paçaları sıvama eylemi olmayan sabırla sıranın kendisine gelmesini beklemektedir. Yeri geldiğinde kendine karşı olanlara Zübüklük reaksiyonu ve çığırtkan sesi ile çabalıyor da çabalıyor bunları yok edin diye… Yeri gelince süt dökmüş kedi, yeri gelince tam bir kabadayı, inanın bilemiyorum nasıl beceriyor hepsini birden olmayı.

Merak buyuranlar için direk benim Zübüklerin efendisi için bir ipucu bırakayım; ne olduğu belli olmayan, Oportünizme bulaşmış tipik bir Orta Yolcu.
Hepinize ‘’ Zübüklerin efendilerine’’ fırsat vermeyeceğiniz günler diliyorum.
Kalın sağlıcakla…
AYYILDIZ HABER








