
24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramında bile bizlerin günleri doğrusu olmayanları anlamaya ve anlatmaya çalışmakla geçiyor.
Bir insanın yaşı kaç olursa olsun hayatının hiçbir evresinde acı yemediyse, bu insandan acının tarifini isteyemezsiniz. Ola ki zorla da tarifini yapmasını isteseniz bile acıyı tecrübe eden gibi anlatamaz.
Siyasi arena da da kendi özeleştirilerini yapmaktan kaçanlar ve yapamayanlar, acı gerçekleri vatandaşa nasıl anlatacaklar. Yönetici lider, kendisine bağlı çalışanların motivasyonunu artırarak verimliliği ve başarıyı yükseltir. Lider, karşılaşılan zorlukları aşmak için yaratıcı çözüm sunabilen kişidir. Aynı zamanda özgün bir bakış açısı sunarak ve örnek bir tutum sergileyerek hem kişisel hem de toplu başarıya ulaşılmasını sağlar.
Başkan, herhangi bir organizasyon veya oluşumun başındaki yöneticiye denir. Genellikle başkanlar, seçimle görev başına gelirler. Özel durumlarda atama ile bir kurumun başına başkan getirildikleri de görülmektedir.
Önemli zümrelere lider değil de mecburiyetten başkan seçersek sonuç hüsran olur.
Kendimizi bildik bileli hep liyakat sözünü duyarız. Kendilerini gelince iş ya parayla yada dayıyla hallolur liyakatla değil. Ama tabana söz hakkı hiç olmaz.
İşi düşen Basın 4. Güç der ama yerel gazeteleri yok etmek ve itibarsızlaştırmak için de var güçleriyle uğraşırlar. Bizler de doğruyu yani acı olan doğruyu yazınca feryat figan bağırıyorlar. Bu benim mesleğim ve doğruyu yazıp halkı bilgilendirmem lazım ki yarın karşısına çıkıp savunma yapınca ‘’bu adam acı da olsa doğruyu söylemişti’’ diyerek bizleri inansın. Doğru tekdir fakat yanlışın şıkları çoktur. Bizim şıkkımız yoktur, olanla uğraşırım.
Türk edebiyatından bir kesitle yazımızı sonlandıralım,
“Yürekten ses vermeyen aşk, dilden ses verse de boş teneke ile birdi… “
AYYILDIZ HABER







