
Dün Denizlerin idam edilmesinin yıldönümüydü…
Sosyal medyada, bu olayı anmak amacıyla hazırlanmış yüzlerce paylaşıma denk geldim.
Muhtemelen tek bir atölyede hazırlanarak piyasaya sunulan tasarımlarda Deniz ve arkadaşları, romantik militan, öğrenci liderleri olarak gösteriliyor ve okul işgalinden dolayı asıldıklarına inanmamız isteniyordu.
Gerçekten böyle miydi?
İşin aslına bir bakalım:
İlk defa 1966 yılında işçilerle birlikte Türk-İş yöneticilerini protesto etmekten gözaltına alındı, serbest bırakıldı.
1967’de TMTF (Türkiye Milli Talebe Federasyonu) binasının tahliyesiyle ilgili çıkan olaylarda gözaltına alındı, serbest bırakıldı.
Aynı yıl bir başka eylemden dolayı Aşık İhsani ile birlikte gözaltına alındı, serbest bırakıldı.
1968’de Devrimci Hukukçular Örgütünü kurdu, Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’ü protesto etmekten tutuklandı, serbest bırakıldı.
1968’de ABD’nin ölüm kusan 6. Filosunu protesto etmekten yargılandı, berat etti.
1968’de ABD Büyükelçisi Robert Komer’i protesto etmekten tutuklandı, serbest bırakıldı.
Bir kız öğrencinin doktora tezinin kabul edilmemesi sebebiyle İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünü işgal etmekten gözaltına alındı, serbest bırakıldı.
Komünist olmayan öğrencileri üniversiteye sokmama çabaları sebebiyle çıkan olaylarda, 14 polis ve 100 öğrenci yaralanınca yine hakkında tutuklama kararı çıktı.
Firar ederek Filistin Kurtuluş Cephesi eğitim kamplarında silahlı eğitim aldı.
Türkiye’ye kaçak yollardan giriş yaptıktan sonra yakalandı dokuz ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı ama okul ilişiği kesildiği için askere alınacakken yeniden firar etti.
Firarda olduğu 1970 yılında THKO terör örgütünü kurdu.
Aynı dönemde sol kendi içinde bölünmüş ve Maocu, Marksçı, Leninci çatışmaları başlamıştı.
Bu fraksiyon çatışmaları sırasında İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi öğrencisi Battal Mehetoğlu’nun öldürülmesinden sonra ele geçirilen dürbünlü tüfeğin Deniz’e ait olduğu şüphesiyle yine hakkında tutuklama kararı çıkarıldı.
Yusuf’un çaldığı bir arabayla Ankara Kavaklıdere’de polis nöbet kulübesini kurşunladı, Nuri Selçuk ve Vahap Çınar adlı iki polis memuru ağır yaralandı.
Türkiye İş Bankası Emek şubesini soydu.
Dört ABD vatandaşını kaçırarak 400 bin dolar fidye istedi.
Üs olarak kullandığı ODTÜ’de çıkan çatışmalarda, 1 komando er Mevlüt Meriç şehit oldu. Ayrıca 2 öğrenci öldürüldü, 26 öğrenci yaralandı.
Ekibiyle birlikte Sivas’a kaçtı. Burada askerlerle çıkan çatışmada arkadaşları yaralanınca tek başına kaçmaya devam etti. Evden çıkmakta olan bir astsubayı rehin alarak arabasını çaldı, astsubayın eşini silahla yaraladı.
Denizler artık tam bir suç makinesine dönüşmüştü. Onların özgür olduğu ortamda öğrenci, asker, polis, diplomat, ev hanımı hatta sıradan vatandaşların bile can güvenliği kalmamıştı.
16 Mart 1971 günü Sivas Gemerek’te yakalanarak önce Kayseri’ye sonra Ankara’ya götürüldü.
16 Temmuz 1971’de başlayan duruşmalarda, 9 Ekim 1971’de idam cezasına çarptırıldı.
6 Mayıs 1972 gecesi suç ortakları Yusuf ve Hüseyin ile birlikte Ankara Ulucanlar cezaevinde idam edildi.
Deniz’in bir suç makinesine dönüşmüş olması dönemin CHP’sini de tedirgin etmiş olmalı ki, TBMM’de yapılan idam oylamasına birçok CHP milletvekili katılmamıştır.
CHP gurubu bu oylamada birliği sağlayamamış, 64 CHP milletvekili oylamaya hiç katılmamış, 29’u asılsın diye oy kullanmış, 2 milletvekili çekimser kalmış ve 142 CHP milletvekilinden sadece (CHP Aydın Milletvekili Mehmet Çelik da dahil) 47’si asılmaması yönünde oy kullanmıştır.
…ve trajikomik olan şu ki, solcu olan Deniz ve ekibinin idamı oylanırken meclise bile gelmeyen, çekimser kalan veya asılsın yönünde oy kullanan da aynı CHP’lilerdi…
İdamdan sonra Denizlere ithafen kitaplar yazan, filmler yapan, şarkılar, türküler söyleyen, nutuklar çeken ve eylemler yapanlar da muhtemelen aynı CHP’lilerdi…
İmam Hüseyin SAVAŞ
7 Mayıs 2026 / TURAN







