
✍️ Semra Kızıltaş Yıldırım
Bir kentin medeniyet aynası; ne devasa gökdelenleri ne de ışıl ışıl bulvarlarıdır. O aynanın gerçek yansıması, bir yayanın sokakta ne kadar özgür, ne kadar güvenli yürüyebildiğidir. Bugün ise şehirlerimizde kaldırımlar, yayaların güvenli limanı olmaktan çıkmış; kimi yerde esnafın vitrinine, kimi yerde sürücünün kısa süreli otoparkına dönüşmüş durumda.
Oysa kaldırımlar; anayasal güvence altındaki serbest dolaşım hakkının günlük hayattaki karşılığıdır. Bir annenin bebek arabasıyla rahatça ilerleyebilmesi, tekerlekli sandalye kullanan bir engellinin kimseye muhtaç olmadan yol alabilmesi, bastonuna yaslanmış bir yaşlının korkmadan yürüyebilmesi bir lütuf değil, haktır.
İşgalin Bedeli Güvenliktir
“Kısa süreli bıraktım”, “iki ürün koyduk”, “beş dakikaya geliyorum” gibi cümleler, bir çocuğun yola fırlamasına sebep olduğunda anlamını yitirir. Kaldırıma park edilen araçlar, gelişigüzel bırakılan masa ve tezgâhlar, daraltılan geçiş alanları; yayayı trafiğin içine itmektedir. Bu durum yalnızca estetik bir sorun değil, doğrudan can güvenliği meselesidir.
Kamuya ait olan bu alanlar; ticari işletmelerin ücretsiz depo alanı ya da geçici park yeri değildir. Herkes için ortak kullanım amacıyla inşa edilen kaldırımların özel mülkiyet gibi kullanılması, şehir kimliğinin gaspıdır.
Denetim mi, Taviz mi?
Yerel yönetimlerin “idare eder” yaklaşımı sorunu kronikleştirmektedir. Zabıta denetimlerinin sadece şikâyet üzerine değil; planlı, düzenli ve kararlı şekilde yapılması gerekmektedir. Caydırıcı yaptırımlar uygulanmadığı sürece kaldırım işgali alışkanlığa dönüşmekte, hak ihlali sıradanlaşmaktadır.
Ancak mesele yalnızca denetim değildir. Esnafın da komşuluk hukukunu ve vatandaşlık bilincini gözetmesi gerekir. Kazanç sağlarken kamu hakkını ihlal etmemek, şehir kültürünün temelidir. Unutulmamalıdır ki bugün işgal edilen alan, yarın kendimizin ya da bir yakınımızın ihtiyaç duyacağı geçiş yoludur.
Son Söz
Şehir hepimizindir. Yürümek ise en temel insani haktır. Medeniyet; en zayıfın, en yavaşın, en savunmasızın hakkını koruyabildiğiniz ölçüde vardır.
Kaldırımları asıl sahiplerine, yani yayalara geri verin.







