mouse ile üzerine gelince
mouse ile üzerine gelince
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
mouse ile üzerine gelince

Savaş nedir?

Yayınlanma Tarihi :
Savaş nedir?
mouse ile üzerine gelince

            Savaş, Türk’ün düğünüdür!

            Eyvallah!

            Ama savaş bittikten sonra, o savaşın hasar tespiti yapılmamış, şehidin, gazinin, dulun, yetimin kayıtları tutulmamışsa işte o zaman savaşın galibi veya mağlubu olmanızın bir önemi kalmıyor.

            O savaşa gönüllülük esasıyla ve inançla katılan erat mağlup olmuştur, hatta eski bir Urfa türküsünde dile getirildiği gibi harap olmuştur…

Ben ölüm…

Düşman kurşunuyla ben ölüm,

Güzel Urfam için ben ölüm,

Ayyıldızlı bayrak için ben ölüm…

Harpten döndüm yurda ben,

Oldum orda hurda ben,

Ben bir Türk çobanıyam,

Koyun vermem kurda ben!

Ahmet ile Mustafa aynı evi paylaşan iki ülkücü arkadaştı… Ahmet, çalıştığı işyerinin yemekhanesinde akşam yemeğini yerken kurşunlanarak şehit oldu. Ahmet’in şehadetinden sonra meydana gelen bir takım olaylardan dolayı Mustafa gözaltına alındı. Aylar süren işkence seanslarından sonra Mustafa serbest bırakıldı ama işi, aklı ve geleceği tutuklu kalmıştı.

Mustafa, 44 yıldan beri insanlardan kaçıyor, sokaklarda, metruk binalarda yaşıyor!

Zengin bir ailenin çocukları olan Ahmet ile Mehmet kardeşti… Ülkücü kuruluşlarda yönetici olarak görev yapan Mehmet, sabah erken saatlerde babası ile birlikte sokak ortasında şehit edildi. Babası ile abisinin şehadetinden sonra ruhsatsız silah ile yakalanan Ahmet, POL-DER’lilerin dosyasına yaptığı eklemeler yüzünden 15 yıl hapis yatıp çıktığında annesi vefat etmiş, baba evi kapanmış, bütün mal varlıkları tükenmişti.

Ahmet, 30 yıldan beri giriş kat bir evde tek başına yaşıyor!

İhsan ile Cumali aynı mahallede oturan aynı kurumda çalışan, aynı davaya inanan iki ülkücüydü… Kürtçü marksist teröristler tarafından mahalleye kurulan pusuda Cumali şehit oldu. İhsan, peşine düştüğü iki katille çatışmaya girdi, onları yaraladı. Beş yıl yattığı cezaevinden tahliye olduğunda ihtilal olmuş, herkes dağılmış, arkadaşları yurtdışına kaçmış, firar etmiş, cezaevine düşmüştü… Kalanlar ise İhsan’la karşılaşmak bile istemiyorlardı.

İhsan, 35 yıldan beri lokantalarda bulaşıkçılık, aşçı yamaklığı yaparak hayata tutunmaya çalışıyor!

Memur olarak çalışan Nilüfer ile ticaretle uğraşan Mehmet altı ay önce evlenmişti… Her akşam olduğu gibi Mehmet işyerini kapatmış ve kendi aracıyla bankadan eşini almış evlerine doğru hareket etmişlerdi. Arabaları iki cepheden otomatik silahlarla tarandı, son bir gayretle hastaneye ulaştığında Nilüfer şehit olmuştu. Mehmet saatler süren bir ameliyattan sonra ancak hayata tutunabildi. Tedavi süreci, mahkeme süreci derken Mehmet’in ticari hayatı bitmişti.

Mehmet, 45 yıldan beri vücudundaki iki mermi çekirdeği ile yaşıyor. Asgari ücretle çalışarak emekli oldu, son beş yıldır kanser tedavisi görüyor!

Mustafa ile İsa aynı mahallenin çocuğuydu. Aynı teşkilatta eğitim alıyor, aynı mahallede esnaflık yapıyorlardı. Mahalleyi ele geçirmeye çalışan komünistlere karşı mücadele ederken gözaltına alındılar. Yapılan işkencenin şiddetine dayanamayınca işlemedikleri birçok suçu kabul etmek zorunda kalmışlardı. İdam cezası verildi. Mustafa asıldı, şehit oldu, İsa firar etti…

İsa, 30 yıl boyunca kaçak hayatı yaşadı, kayıtlı bir işte çalışamadı, insan içine karışamadı, hastalandı tedavi göremedi. Sonunda sessiz sedasız göçüp gitti!

Adnan, mahallenin ağır abisiydi. İndirdiği taşı kimse kaldıramaz, sözünün üstüne söz söylenemez, bileği bükülmez bir yiğitti. Evli ve üç çocuk babasıydı. Teşkilat toplantısının yapıldığı binanın bombalanması sonucu parçalanarak şehit oldu. Adnan’ın çilekeş eşi Ayşe, fabrikada çalışarak, evlere temizliğe giderek çocuklarını büyüttü, okuttu, evlendirdi.

Ayşe, hayatının son 15 yılını tek odalı bodrum kat bir evde sefalet içinde geçirdikten sonra kalp yetmezliğinden vefat etti!

İbrahim ile Emin aynı ilde teşkilatın yönetimindeydi, İbrahim pazarlamacılık yapıyor, Emin fabrikada çalışıyordu. İbrahim iş için gittiği bir ilçede kendisini tanıyan kürtçü Marksistlerce kaçırılıp, işkence edilerek şehit edildi. Cenaze töreninden sonra bir kahvehanenin taranması suçundan gözaltına alınan Emin adliye binasından kaçarak beş yıl firar gezdikten sonra yakalanıp, 12 yıl cezaevi yattı. Tahliye olduğunda kalp, tansiyon ve şeker hastası olmuş, üstelik bir böbreğini de kaybetmişti.

Emin, gece bekçiliği yaptığı işhanında kendisine tahsis edilen bir dükkanda yaşıyor!

Zeki ve Alper aynı lisede okuyan gençlik liderleriydi. Okuldaki bütün çocukları kardeşleri gibi görüyor ve kardeşlerini terör örgütlerine kaptırmamak için cansiperane bir mücadele veriyorlardı. Kendilerini okula sokmak istemeyen iki teröristle boğuşurken terörist kendi elindeki silahın ateş alması sonucu öldü. Zeki, dört yıl firar gezdikten sonra yurtdışına kaçarken trafik kazası geçirerek vefat etti. Alper firarın ikinci yılında yakalandı, yedi yıl cezaevi yattıktan sonra berat etti.

Alper, ancak kırk yaşından sonra baba olabildi. Şimdi iki çocuğunu okutabilmek için gece ve gündüz iki ayrı işte çalışıyor!

Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki…

Şimdi size soruyorum:

“Gidene mi zor kalana mı?”

İmam Hüseyin SAVAŞ

27 Haziran 2024 / AYDIN

mouse ile üzerine gelince

YORUM YAP