
Her insan fıtratı gereği bir gün makam sahibi olmayı ister. Emir verebilmek, çevresinde insan çalıştırabilmek, toplumda söz sahibi olabilmek çoğu insanın arzusudur. Evde, mahallede, köyde, şehirde, dairede… İnsan, bulunduğu her ortamda makam elde edebilmek için çaba gösterir. Ancak kimileri bu yolda başarılı olup makamı kazanır fakat makamda kalmayı başaramaz; kimileri ise ne kadar uğraşırsa uğraşsın o noktaya hiç ulaşamaz.
Kimi insanlar makam için her türlü harcamayı yapar. Ancak bu harcamaların geri dönüşünü almadıkça, aracılara borcunu ödemedikçe halka faydalı işler ortaya koyamaz. Çünkü makam, liyakatten çok başka hesaplarla elde edilirse, oraya oturan kişi de makamın değerini bilemez. Tıpkı bir kurbağanın çamura atlaması gibi, makamı kirletir.
Makam, hassas bir meseledir. Oraya oturan kişi makamına şeref vermelidir. Makamlar; iktidara düşkün olmayan, şahsi çıkar gözetmeyen, liyakat ve becerisi olan insanlara verilmelidir. Soyanlar, soyduranlar, makamı kendi menfaati için kullananlar asla layık değildir. Bir insanın karakterini en iyi şekilde anlamak için onu makama getirmek yeterlidir; icraatları onun aynası olacaktır.
Makam sahibi olan kişi okumalı, anladığını hayatına geçirmeli, ders çıkarmalıdır. Zekâsı analiz ve sentez yapacak seviyede olmalıdır. Makamını dolduranlar şahin gibi takdir edilir; dolduramayanlar ise karga misali yerilir. Çünkü karga yuvasını terk ettiğinde yerine şahin gelir; ama şahin gidince onun yerini ancak karga doldurabilir.
Makam sahipleri; dikkatli, takipçi, adil ve tarafsız olmalıdır. Aksi halde uzun süre makamda kalmaları mümkün değildir. Sürekli övgüyle beslenen makam sahipleri zamanla vurdumduymaz olur. Bu nedenle toplum, onları değerlendirirken dikkatli olmalıdır. Zira insanın asıl görevi, her daim doğruya davet etmektir.
Unutulmamalıdır ki; makamların getirdiği şöhret çok tehlikelidir. Eğer müspet bir yönde kullanılmazsa, afetleşir ve her şeyi tarumar eder. Bu yüzden makam sahipleri mütevazı olmalı, davranışları ile topluma güven vermelidir. Kıymeti bilinmeyen şöhret ise buz misali erir, toz misali dağılır gider.
Bugüne kadar makamları doldurabilecek liyakatli kişileri aradık ama çoğu zaman yanıldık. Gelenlerin sergiledikleri tavırlar, bizi hayal kırıklığına uğrattı. Dostlukların nasıl bozulduğunu, ideallerin nasıl unutulduğunu üzüntüyle gözlemledik.
Bu yazım siyasi parti başkanları hariç tüm makam sahipleri için geçerlidir. Kimse yazdıklarımdan gocunmasın; ben yalnızca gerçekleri dile getiriyorum ve yazmaya da devam edeceğim.
Nitekim; GÜL BAHÇESİNDEN BÜLBÜLLER KOVULUNCA, ORAYI YA KARGALAR YA DA KURBAĞALAR İSTİLA EDER…!!!
Süleyman Turan








