İçeriğe geç
$ 50.00 ▲%0.05 € 55.95 ▼%0.09 £ 67.19 ▲%0.05 🪙 6,335 ▼%0.39 ₿ 3.87M ▼%0.63
Ayyıldız Haber
Köşe Yazarları

Bir Çatlı Geçti Bu Dünyadan

1974 yılında yapılan ÜSS’ye giren 230 bin öğrenciden sadece 37 bini üniversiteye kayıt hakkı kazandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ
H Hulusi Genişoğlu
02.11.2026 22:21 5 Dk Okuma Süresi
Paylaş:
Bir Çatlı Geçti Bu Dünyadan

Bir Çatlı Geçti Bu Dünyadan

                

                1974 yılında yapılan ÜSS’ye giren 230 bin öğrenciden sadece 37 bini üniversiteye kayıt hakkı kazandı.

Bu başarılı öğrencilerden biri de Nevşehir Lisesinden o yıl mezun olan Abdullah ÇATLI idi…

Ortaokul ve lisedeki öğrencilik döneminde okul voleybol takımının değişmez oyuncu olan Çatlı da, diğer öğrenciler gibi eğitim hayatına en iyi şekilde devam edebilmek amacıyla Ankara’ya gelmişti.

Mali Bilimler Yüksek Okuluna kayıt yaptıran Çatlı, memlekette özellikle de üniversitelerde çok hızlı bir şekilde yayılan komünizm tehlikesini gördüğünden dolayı Alparslan TÜRKEŞ’in liderliğini yaptığı ülkücü hareket saflarında yerini alarak mücadeleye katıldı.

Üstün teşkilatçılık yeteneği, cesareti, çalışkanlığı ve inanmışlığı ile kısa zamanda Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı hemen ardından da Ülkü Ocakları genel başkan yardımcısı oldu.

Genel başkan Muhsin YAZICIOĞLU ne kadar isabetli bir yardımcı seçtiğini zaman içerisinde daha iyi anlayacaktı…

 

Maocu, Leninci komünistlerin devleti diz çöktürmeye yönelik eylemlerinin karşısında Türk milliyetçisi ülkücüler adeta bir etten kemikten bir set oldu.

Çatlı, ilk kez Sakarya’da gözaltına alındığı 1977 yılında ruhsatsız silah bulundurmaktan suçlanıyordu…

Sonrasında silahlı eylemleri organize ettiği veya bizzat katıldığı iddialarıyla tekrar tekrar gözaltına alındı, sorgulandı, serbest bırakıldı.

İç savaşın dozunu artırdığı dönemlerde Çatlı ve birçok ülküdaşı çeşitli cinayetlerle suçlandı. 

 

Komünistlerin yirmiden fazla silahlı örgüte bölündüğü ve üstünlük sağlamak için birbirini öldürdüğü herkesçe bilinmekte iken bu cinayetlerin de faili olarak ülkücüler gösteriliyordu.

İşlemediği suçlardan dolayı hapis cezası alan hatta idam cezası alan birçok ülkücü vardı.

 

İşte Çatlı’da bu dönemin şartları gereği mutlaka birtakım eylemler düzenlemiştir. Kızıl namluların ölüm kustuğu ve devletin zayıf düştüğü bir ortamda silah kuşanan ülkücüler ne kimse tarafından kullanılmış, ne de yönlendirilmiştir. Ülkücüler tıpkı Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında olduğu gibi sadece ve sadece Türk milletine olan aşklarının bedelini ödemiştir.

 

ABD’nin emriyle yönetime el koyan darbeci paşalar BOP’un önünü açmak için idealist gençlerin başını ezmeye başlayınca imkanı olanlar yurtdışına çıkmaya başladı.

 

Her zorluğa göğüs gerecek, her şartta hayatta kalabilecek donanımda olan her ülkücü gibi Çatlı da, Nevşehir Emniyet Müdürlüğünden elde ettiği Hasan Kurdoğlu sahte pasaportuyla önce Bulgaristan’a, ardından Avusturya’ya geçti…

 

Hristiyan dünyasının dini lideri Papa II. Loannes Paulus 13 Mayıs 1979 günü Vatikan Aziz Petrus Meydanında 10 bin kişinin gözü önünde Mehmet Ali AĞCA tarafından vurulunca Çatlı’nın adı yeniden gündeme gelmişti. Çünkü başka bir suçtan dolayı Maltepe Cezaevinde yatmakta iken 25 Kasım 1979 günü yüzbaşı kıyafetiyle firarının planlayıcısı olarak sol basına Çatlı’nın adı fısıldanmıştı.

 

Yurtdışında görev yapan Türk diplomatlar ve ailelerini hedef alan ermeni terör örgütü Asala, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde kurduğu pusularda tam 58 Türk vatandaşını şehit etmişti.

Bu kahpelik sınırlarımız dışında gerçekleştiğinden dolayı Türk kolluk kuvvetleri direkt müdahil olamıyor ve sıcak temas sağlayamıyordu. Çatlı, kendisi gibi firar olarak yurtdışında bulunan ülküdaşlarından bir tim oluşturarak Asala’nın tetikçi ve yöneticilerini itlaf etmeye başladı. Bu itlaf süreci örgüt tamamen dağılıp yok oluncaya kadar sürdü.

Farklı zamanlarda İsviçre ve Fransa’da gözaltına alınıp serbest bırakılan Çatlı, ASALA bağlantılı Avrupalı istihbaratçıların komplosu sonucu 1984’te İsviçre’de yeniden gözaltına alındı ve tutuklandı. 6 yıl tutuklu kaldığı İsviçre’deki Bostadel cezaevinden 21 Mart 1990’da firar ederek izini kaybettirdi.

 

Türkiye’ye ve Türk milletine zarar verebilecek potansiyeldeki bütün yapılara savaş açan Çatlı, yurtiçinde ve yurtdışında birçok hainin başını ezdikten sonra 3 Kasım 1996’da trafik kazası süsü verilmiş bir cinayete kurban gitti.

 

 

Vefatından sonra Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ, “Devlet öz evladını Susurluk’ta kaybetmiştir.” şeklinde bir açıklama yaparak Abdullah ÇATLI’yı sahiplenmiştir.

 

Ülküdaşı Haluk KIRCI tarafından teslim alınan Çatlı’nın cenazesi memleketi Nevşehir’de vatan toprağı ile buluşmuştur.

 

Vefatından sonra sol basın ve yayınevleri tarafından başlatılan karalama ve kara çalma kampanyasına rağmen Çatlı, Türk milletinin hafızasında kahraman olarak yer edinmiştir.

 

Cesur senarist, yapımcı, yönetmen ve oyuncular tarafından çekilecek bir sinema filmi ile Çatlı’nın hayatı, mücadelesi ve çilesi tarihe not düşülmelidir.

 

İmam Hüseyin SAVAŞ

3 Kasım 2026 / TURAN

Paylaş:

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Tasarım & Geliştirme: OXO YAZILIM
REKLAM