İçeriğe geç
$ 49.34 %0.00 € 55.21 %0.00 £ 65.43 %0.00 🪙 6,598 ▼%0.95 ₿ 4.00M ▼%3.26
Ayyıldız Haber
Köşe Yazarları

Suç Kimin, Kim Suçlu?

Kaynak: HABER MERKEZİ
H Hulusi Genişoğlu
12.10.2026 16:30 5 Dk Okuma Süresi
Paylaş:
Suç Kimin, Kim Suçlu?

Bakkal Müslüm’ün iki gün sonra tedarikçiye yüklü bir ödemesi vardı. Bu ödemeyi yapabilmek için veresiye defterindeki alacaklarını tahsil etmesi ve dükkânda yüksek bir ciro yapması gerekiyordu. Ama mensubu olduğu partinin şehirde mitingi vardı ve bu mitingin kalabalık olması gerekiyordu. Bakkal Müslüm hiç tereddüt etmeden dükkanını kapattı ve otobüse binerek mitinge katılmak üzere şehre gitti.

                İlçedeki çorap fabrikasında çalışan Murat, Levent, Fuat ve Ömer aldıkları asgari ücretle ev kiralarını ödemekte bile zorlanıyordu. Murat’ın iki, diğerlerinin birer çocuğu vardı. Çocukların maması, bezi, doktoru, ilacı vs. giderleri için ailelerinden destek alıyorlardı. İçinde bulundukları tüm maddi zorluğa rağmen ortaya koydukları birer asgari ücretle mahalleden bir dükkân kiralayarak üyesi oldukları partiye seçim bürosu kurdular.            

                Nuray kurumsal bir firmada çalışıyordu. Aşırı derece ciddi, disiplinli ve katı kuralları olan bu firmada siyaset yapmak işten atılma sebebiydi. Nuray’ın üç çocuğunun geçimi bu işten aldığı maaşa bağlıydı. Ama Nuray için gönül verdiği parti her şeyden önce gelirdi. Seçim dönemi boyunca şirket personeline parti propagandası yaptı ve nitekim bir ispiyoncunun şikâyeti üzerine şirketin başka bir şehirdeki şubesine sürgün gönderildi.    

                İbrahim, babasından kalan lokantayı işleterek hem kendi evinin hem de annesi ve kardeşlerinin geçimini temin ediyordu. İlçenin en büyük, temiz ve köklü lokantasıydı. İçki, kumar gibi bağımlılığı olmayan İbrahim’in tek bağlılığı partisineydi… Partisinin başarısı için her fedakarlığı yapardı. Seçim çalışmaları kapsamında lokantasını kiralamak isteyen rakip partiye red cevabı verince, çıkan kavgada lokantada sağlam tabak, bardak, cam, çerçeve kalmadı. 

                Ertuğrul, üniversitedeki öğrenci liderlerinden biriydi. Kendisiyle aynı partiye gönül veren yüzlerce genç ile birlikte sosyal ve kültürel yüzlerce faaliyetin içinde yer alıyordu. Ailesinin okulunu bitirip, işe girecek diye beklediği Ertuğrul, rakip partinin militanı gibi çalışan bazı profesörler yüzünden eften püften sebeplerle okuldan atıldı.     

                İlçenin önder çiftçilerinden Bekir, okuyan, yazan, araştıran, bilgili, birikimli bir gençti. Yaşadığı ilçenin dertlerini kendine dert edinen Bekir, ilçenin sorunlarını dile getirebilmek ve çözüm bulabilmek için bir gazete kurdu. Bekir gazetesinde savunduğu partinin haberlerini yaparken rakip partiye daha az yer verdiği için tepki çekiyordu. Önce gazetenin reklamları azaldı, resmi ilanları kesildi, sonra Bekir’in tarlasında şaibeli bir yangın çıktı, ekinler telef oldu. Siyasette taraf olmak Bekir’e çok pahalıya patlamıştı.     

                Bekir, Nuray, Ömer, Müslüm, Ertuğrul ve daha binlerce insanın kendi kulvarında çalıştığı, emek verdiği, propaganda yaptığı ve bu uğurda maddi, manevi zarar gördüğü siyasi partinin genel merkezi tarafından ilçenin belediye başkan adayı olarak açıklanan isim herkeste bir soğuk duş etkisi yarattı.

Çünkü açıklanan ismin o partiyle uzaktan, yakından ilgisi, alakası yoktu. Hatta ilçede, sözünde durmaz, güvenilmez, haram helal ayırt etmez bir insan olarak biliniyordu. Olsun yine de “genel merkezin elbet bir bildiği vardır” diyerek insanüstü bir gayretle çalıştılar. Geceler boyu uykusuz kaldılar, gün boyu oturup dinlenmeden koşturdular. Sonunda ipi göğüslemeyi başardılar.

Seçim kurulunda yapılan son itiraz karara bağlandığında sabah ezanı okunuyordu. Henüz akşam yemeği yiyecek fırsatı bulamamış ve uyuyamamış olan partililer Arda KAYPAKZADE’yi belediye başkanı seçtirmişlerdi. Soydan kaypak olan Arda, göreve başlar başlamaz sanki çalmamak için değil de, çalmak için yemin etmiş gibi, belediyenin bütün imkanlarını sömürmeye başladı.

Yolsuzluk ve hırsızlık söylentileri o partiye gönül veren, emek veren ve bedel ödeyen insanları kahrediyordu. Arda’nın yolsuzlukları başkente kadar uzanmıştı… 

İlçede herkes, her an bir operasyon bekliyordu. Utandığından değil de, halkın ve partililerin tepkisinden korktuğu için insan içine çıkamayan Arda’nın gözaltına alınması an meselesiydi.

O sabah ilçe halkı bir sürprizle uyandı. Kaypakzadelerin Arda, “A” partisinden istifa ederek “B” partisine katılmıştı. İlçe halkı bir anda gerilmiş, her dükkanda, her kahvehanede, her köşe başında Arda’nın durumu konuşuluyordu.

Tabi en çok da, Ardazede partinin ilçe başkanlığında, bütün herkes toplanmış, bu istifanın sebeplerini, sorumlularını masaya yatırmış haraketli bir şekilde tartışıyorlardı.

Hiçbir görev, yetki ve menfaat beklemeden yıllardan beri partisinin başarısı için çalışan Mehmet amca bir köşe oturmuş, sigarasını tüttürerek konuşulanları dinliyor ve bıyık altından gülüyordu. Bir ara ilçe başkanı Selim bey adeta bir nefes almak istercesine Mehmet amcaya dönerek fikrini sordu… Mehmet amca:

Sevgili arkadaşlarım, adaylarımız ön seçimle belirlenmezse, partiye emek veren insanların fikirleri hiçe sayılmazsa, hayatı boyunca ilçemizi görmemiş olan genel başkanın talimatıyla bize aday gönderilirse ve biz de hiç sorgulamadan o adayı kabul edip bağrımıza basarsak şimdi de Arda’nın partimizden istifa etmiş olmasına hiç şaşırmayın!

 

İmam Hüseyin SAVAŞ

12 Ekim 2026 / TURAN

Paylaş:

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar (0)

Tasarım & Geliştirme: OXO YAZILIM