ONUNCU KÖY
‘’ KRAL ÇIPLAK’’ diye bağıran bir çocuk var. Dokuz köyden kovulmuş. Olumlu düşünelim biraz ve her şeye olgunlukla bakmaya davet ediyorum sizleri. Olumlu düşünmek :her şeyi iyi yanından görebilmektir....
‘’ KRAL ÇIPLAK’’ diye bağıran bir çocuk var. Dokuz köyden kovulmuş. Olumlu düşünelim biraz ve her şeye olgunlukla bakmaya davet ediyorum sizleri. Olumlu düşünmek :her şeyi iyi yanından görebilmektir. Bu düşünce tarzı ,her şeyin güzel bir tarafı olduğunu bilmek anlamına gelir. İç başarıya ulaşmanın olmazsa olmaz şartı, olumlu düşünmektir. Peki biz her şeye olumlu mu? Bakıyoruz. Nasıl vücudumuzu kontrol edebiliyorsak düşüncelerimizi de kontrol edebilmeliyiz. Ve yeri ve zamanı geldiğinde doğru bir şekilde ifade etmeliyiz. Eğer edemiyorsak yada düşüncemizi kısıtlıyorsak yada kısıtlatıyorsak kovulmazsınız belki de… Fakat ya iç dünyanızda yaşadığınız o çıkmaz sokaklar. Yüzünüze çarpmayacak mı? Zannediyorsunuz. Uyan diyorum ! Kaldır elini buradayım de artık. Varlıkların ve olayların etkisiyle insanın iç dünyasında meydana gelen dalgalanmalara duygu diyoruz. Duygu insan bedenindeki enerji akışıdır. Aslında bakarsanız duygular insanlara verilen bir armağandır. Bu armağanı bile biz satın alıyoruz. Duygularımızın bile ifade şekli bizlere lütuf olarak sunuluyor. Duygularımız bize yol gösterir. Duyarlı olmaya iter bizleri. Peki biz ne zaman unuttuk duygularımızı. Biz ne zaman tükettik bunları. Duygular bize en net yolu gösteren pusuladır. Biz pusulamızı mı kaybettik ne dersiniz? Ham insanlar hep duygusal tepkiler verir. Öyle bir nesil yetiştirdik ki hepsinin tepkileri ham ve duygusal. Artık karma karışık kafalara sahip onca genç ham beyinler yetiştiriyoruz.
Susmayın artık kaldırın kafanızı ve etrafınıza bakın. Artık bu düzene bir dur deme zamanı çoktan geldi. Ruhsal bir çöküş gerçekleşiyor. Tüketen yok eden kaybeden bir nesil. Evet bizlerde bunlara yön verdik. Bağırarak ve haykırarak diyorum ‘’ UYAN’’
En iyi ruhsal tedavi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı düzelterek gerçekleşir. Bakıyorum her yerde bir düzen . Ama öyle bir düzen ki yetkisi etkisinden büyük. Ne seni dinliyor. Ne sana saygı duyuyor. Ne senin düşüncene saygı duyuyordu. Ama ne kadar acayip ki kendisi saygı bekliyordu. Ben ne için buradaydım sorusunu unutturdu. Ben onu tayin etmemiş miydim oysa ki! Benim ona değil onun bana ceketini iliklemesi gerekmiyor muydu?
Kişinin bilinci bağımlı olduğu şeyler tarafından yönetilmeye başlayınca özgürlük kaybolur. Biz bilinci nasırlı bir toplum muyuz? Biz o zaman bu düzene bağımlı bir hale mi geldik? Bence biz bu bağımlılık halimizden kurtulmalıyız. Okumalıyız ,araştırmalıyız, sorgulamalıyız.
Buna ben başarısızlık diyemem. Denemediğimiz bu olayın eserine başarısızlık diyemeyiz. Çoğu insan şu an başarısızlığımızı dış etkenlere bağlar. Oysa iç başarı yolunda ki engel bizim irademiz değil mi? Unutmayalım her tolumun sorumluluğu yine o topluma aittir. Aslında biz en iyisini seçmek kapasitesine sahibiz. Kötü giden her şeyi başkasına atmasıyla başladı. Biz kendimizden kaçarken bazı şeyleri tüketip yok ettik. ‘’ iç başarı yolundaki en büyük engel , toplumun irade zayıflığıdır.’’
Artık eleştirilerimize kulak vermeliyiz. Güçlenmek için doğruyu bulmak için eleştirilere acık olmalıyız. Kendimizi geliştirmek için başkalarından gelen eleştiriye acık olmalıyız. Eleştiri bizi zayıf değil aksine bizi güçlendirir. İyi bilin ki eleştiriler bizim en kıymetli öğretmenlerimizdir. En önemlisi eleştiriye açık olmak değil eleştiriler doğrultusunda kendimizi düzeltmektir. Olgun olmalıyız. Artık dosdoğru olma vakti. Özümüzde sözümüzde bir olmalı. Artık herkes görevini yapmalı. Buradan tekrar sesleniyorum. Malumunuz pek çok kişi, doğru söyleyen, açık sözlü kimseleri sevmiyor. Boşuna dememişler ‘’ Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar’’ diye …
Onuncu köyde sizi bekliyorum..
VOLKAN GÜMÜŞ / İNCİRLİOVA

