
Siyaset ve kadın tartışmalarındaki genel tespitlerden birisi, kadının siyasetin belirleyici bir aktör olmadığıyla ilgilidir. Siyaset, eril bir nitelik taşımaktadır. Bu durum, geleneksel toplumsal yapının yanı sıra modern siyasal düşünceden de kaynaklanmaktadır. Böyle bir sorunun çözümü için genellikle kadınların siyasette daha fazla sayıda yer alması gerektiği ileri sürülmektedir. Öte yandan kadının siyasette “niteliksel yeri” ile ilgili tartışmalar çok cılız biçimde yapılmaktadır. Oysa siyasetin eril karakterinin değişebilmesi için kadının siyasetteki niceliksel yeri kadar niteliksel yeri de tartışılmalıdır. Nitekim bu çalışmada da kadının siyasetteki yeri niteliksel bakımdan sorgulanmaktadır.
Bir ülkede karar alma süreçlerinde nüfusun yarısı temsil edilemiyorsa, o ülkede alınan kararların demokratik ve çoğulcu olduğundan söz edebilmek mümkün değildir. Bu bakımdan, hem demokratik yaşamın güçlendirilmesi hem de cinsiyete dayalı eşitsizliklerin kaldırılmasında daha etkin olunabilmesi için kadınların siyasette eşit oranda veya kritik eşik olarak kabul edilen en az % 30 oranında yer almaları gerekir.
Her ne kadar eksik temsilin nedenlerini “kadınların siyasete ilgisizliği; toplumsal ve kültürel yapı; siyasal sistem ve partilerin yapısı; eğitim; ekonomik nedenler” gibi belli başlıklar altında toplamak mümkünse de, bütün bunların temelini tarih boyunca süregelen erkek egemen bakış açısı oluşturmaktadır.
YILDIZ BARIN PERK







