Belki de bazı insanların yüzündeki tebessüm, yaşadıklarının en sessiz anlatımıdır. Çünkü insan, en çok acıyı içine attığında öğrenir gülümsemeyi. Kimse görmez içinde kopan fırtınaları, kimse bilmez geceleri sessizce büyüttüğü dertleri.
Bizim de gülüşümüz güzeldi…
Ama ardında acı vardı, dert vardı, suskunluk vardı. Hayatın bize öğrettikleri, yüzümüzde bir tebessüme; yüreğimizde ise derin izlere dönüştü.
Bazen bir bakış, yılların hikâyesini anlatır. Bazen tek bir gülümsemenin ardında koca bir ömür saklıdır.
Günbatımı da biraz böyledir…
Bakınca gelmenin değil, gidince kalmanın; kavuşmanın değil, ayrılığın adıdır günbatımı. Güneş ufukta ağır ağır kaybolurken insanın içinde de bazı şeyler sessizce vedalaşır.
Gönülden geçenler, ömürden eksilenler, gülden kalan kokular…
Her biri hayatın başka bir sayfasıdır.
Belki de hayat dediğimiz şey; biraz geliş, biraz gidiş, biraz umut, biraz kırgınlık ve bütün bunlara rağmen yüzümüzde taşıdığımız o güzel gülüştür.
Çünkü biliriz…
Her gülüşün bir hikâyesi, her suskunluğun bir sebebi, her vedanın ardında da yarım kalmış bir cümlesi vardır.
Ve bazen insan, bütün acılarına rağmen gülmeyi seçer.
Çünkü gülmek; yaşananları unutmak değil, yaşananlara rağmen hayata devam edebilmektir.
“Gülüşünüz güzel olsun… Çünkü kimse o gülüşün ardında hangi acıların saklı olduğunu bilmez.”