Adına pandemi denilen küresel salgının henüz yeni yeni başladığı günlerde Aydın’a gelerek ailemle birlikte İncirliova ilçesine yerleştim.
Bulaşma tehlikesine karşı kendimizi koruyabilmek adına hayatı kısıtlı yaşadığımızdan dolayı yaklaşık iki yıl toplumla pek bir temasım olmadı.
Salgının etkisi azaldıkça, iş çevresinde ve sosyal yaşamda ömür boyu devam edecek dostluklar kurduğumuz güzel insanlarla tanışmaktan mutluluk duydum…
Bölge insanını tanımakla beraber çevreyi gözlemleme fırsatım da oldu.
Merkezi bütçeden hak ettiği payı alamamış, yerel yönetimlerden yana yüzü hiç gülmemiş, şehirleşmesini tamamlayamamış, sanayileşmede sınıfta kalmış, kültürünü ve geleneklerini yaşatamamış, ticarette aslan payını komşu illere kaptırmış, alt geçit, üst geçit, yol ve sosyal donatılar konusunda fakirliği dibe vurmuş bir İncirliova ve Aydın gördükçe hayretler içinde kaldım.
Yaklaşık 20 yıldır, farklı şehirlerdeki çeşitli gazetelerde köşe yazdığım için İncirliova’nın sorunlarının konuşmakla değil yazmakla çözülebileceğini biliyordum. Çünkü söz uçar, yazı kalır…
İşte tam bu dönemde Sayın Hulusi Genişoğlu beyefendi İncirliova’nın tek gazetesi olan “Ayyıldız Aydın”ın sayfalarını bana açınca gördüğüm her sorunu aklımın ülkücü süzgecinden geçirerek çözüm yolları ile birlikte yazmaya gayret ettim.
Tarım alanlarının betonlaşması,
Çarpık kentleşme,
Başıboş hayvanlar,
Kontrolsüz atık toplayıcıları,
Metruk binalar,
Spor alanlarının yetersizliği,
Çocuk oyun alanları,
Binaların dış cephelerinin çirkin görüntüsü,
Yol ve kaldırım işgali,
Belediyenin çalışmayan birimleri,
Belediye encümen ve başkanlarının liyakat sahibi olmaları,
Kurum amirlerinin hizmet odaklı çalışması,
Belediye imkanlarının peşkeş çekilmemesi,
Camilerin fiziki şartlarının iyileştirilmesi,
Din adamlarının güleryüzlü ve hoşgörülü olması,
Seçimlerin daha güvenli ve adil olması,
Otoparkların yetersizliği,
Deprem toplanma alanlarının bulunmaması,
Şehir İmar planının yenilenmesi,
Alt yapının güçlendirilmesi,
Şehrin futbol takımına verilen desteğin yetersizliği,
Dere yataklarının çevresinin yapılaşmaya kapatılması,
Okul binalarının yenilenmesi,
İncir ve zeytinin üreticisinin hakkını alması,
Yerel çiftçinin kooperatifleşmesinin önemi…
…ve daha birçok konuyu yazarak gündeme taşıdım. Bunlardan az bir kısmı çözüme kavuşmuş olsa da, en azından bu sorunların varlığı kayıt altına alınmış oldu. Bu sorunların çözüme kavuşmasında yazılarımın bir nebze de etkisi olduysa ne mutlu bana…
Nihayetinde oğlumun öğrenim hayatına Ankara’da devam edecek olmasından dolayı Aydın’dan ayrılma zamanı gelmişti…
Dost, arkadaş ve ülküdaşlarımla vedalaşarak, helallik alarak ayrılmayı planlarken, oğlumun muafiyet sınavlarının bir hafta erkene alınması sebebiyle Aydın’dan hızlı bir şekilde ayrılmamız gerekti.
Altı yıl boyunca bana ve aileme evini açan, gönlünü açan, iyi günde, kötü günde yanımızda olan, dostluğunu, arkadaşlığını, sohbetini esirgemeyen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Ayrılış tarihinin erkene alınması yüzünden ulaşamadığım, konuşamadığım, vedalaşamadığım bütün tanıdıkların haklarını helal etmelerini ve dostluğumuzu daim kılmalarını diliyorum.
Selam, saygı ve muhabbetlerimle…
İmam Hüseyin SAVAŞ
06.10.2026 / TURAN